yarrak burcu insanı, dünya uranüs'ün akşam meltemleri etkisine girdiği vakit, hayatında inanılmaz değişimler yaşayan blablaboşlafsalatasıfalanfilan.
hayır, inatla hâlâ inanmıyorum. her ne kadar kökten bir yarrak burcu erkeği de olsam, inanmıyorum. bir yandan bakacak olursam bir yıl içerisindeki iniş çıkışlarımı amınakodumun uranüsünün esintisine bağlamak oldukça kolay ve rahatlatıcı da olabilirdi. her yıl, belli periyotlarda hep de aynı aylarda yaşadığım, inişler ve çıkışları not alıyor olsam, yirmi bir yıllık sikindirik hayatımda yaptığım en istikrarlı işe sahip olmuş olurdum. saat gibi tıkır tıkır işleyen bir süreçten bahsediyorum.
evet, belli ki tam da "yılın o zamanı"ndayım. her şeyin harika geçtiği "yılın o diğer zamanı"nda her şeyin nasıl böyle şairane gittiğini sormamak oldukça basitti. şimdi utanmasam oturup bütün varoluş amacımı sorgulayacağım. sanırsın aristo'yum mınagoim.
ya ben neyse lan...
1 Ekim 2011 Cumartesi
29 Eylül 2011 Perşembe
iskambil kartı yazıları -kupa 2-
tahmin edilenden daha ciddiydim ve sanıldığından daha az yalan söyledim.
Etiketler:
iskambil
,
iskambil kartı yazıları
,
kartı
,
kupa
,
yazıları
28 Eylül 2011 Çarşamba
şimdiden sıkıldım
henüz yeni dönemdeki ilk hafta dahi tamamlanmadan sıkıldım.
bir haftanın dört gününün boş olması, elbet beni kolay kolay bozulamayacak bir ruh hali içerisine sokuyor; ancak adam akıllı görünen derslerin hiç umulmadığı anda fransızca olması geleneği de devam ediyor. neyse umuyorum ki bu konuda bir orta yol bulunacaktır.
daha evvel demiş miydim, "yarım kalmış blogları sevmiyoruz." diye? belli ki google'da sevmiyor. ben de yeni kullanmaya başladım; ama misler gibi "program yap" seçeneği koymuşlar. yazıyorsun, tarihi ve saati ayarlıyorsun o zaman yapıyor yayını. sen sağ, ben selamet.
bir de ben bazı insanları çok özlüyorum.
yazık lan bana.
bir haftanın dört gününün boş olması, elbet beni kolay kolay bozulamayacak bir ruh hali içerisine sokuyor; ancak adam akıllı görünen derslerin hiç umulmadığı anda fransızca olması geleneği de devam ediyor. neyse umuyorum ki bu konuda bir orta yol bulunacaktır.
daha evvel demiş miydim, "yarım kalmış blogları sevmiyoruz." diye? belli ki google'da sevmiyor. ben de yeni kullanmaya başladım; ama misler gibi "program yap" seçeneği koymuşlar. yazıyorsun, tarihi ve saati ayarlıyorsun o zaman yapıyor yayını. sen sağ, ben selamet.
bir de ben bazı insanları çok özlüyorum.
yazık lan bana.
27 Eylül 2011 Salı
iskambil kartı yazıları -kupa 1-
kimsenin inanıp inanmayacağına aldırmadan söyledim, söylediğim her bir şeyi.
Etiketler:
iskambil
,
iskambil kartı yazıları
,
kartı
,
kupa
,
yazıları
25 Eylül 2011 Pazar
ibnesin hayat ve gerçek de şarapta...
belki hiç dönmem diye gittiğim eskişehir'den bilet bulamamaktan ötürü erken döndüğüm şu günlerde, küfür etmek için pek çok sebebim var. beraber zaman geçirerek mutlu olduğum bir sürü insan orada, ben buradayım.
hayatımda bu denli uzun süredir beklediğim tek bir şey var o da -yaşımın bir getirisi aslında- diablo III. sağolsun blizzard'taki taşşakları yedi kilo çeken abilerimiz beta testi için davetiye yollarken beni es geçtikleri gibi, oyunun çıkış tarihinin de ertelendiğini açıkladılar.
ayrıca da parasızlığım haddini aşmak üzere. aldığım nefesi verirken bile iki sefer düşünüyorum.
ayrıca incir reçeli diye film yapmışlar. ne güzel film olmuş o öyle. ama hiv pozitif olan bir abla otobüs duraklarını yalamamalı mesela ya da o kadar çok içmemeli. tamam, tedaviyi reddetmesini anlarım da insanda da azıcık memnuniyet olur. ayrıca eklemeden geçemeyeceğim, hiv pozitif olan hatun değil de adam olsaydı böyle bir film olmazdı. hatun arkasını döner çeker giderdi.
söyleyeceklerim bu kadar değil,
fakat şimdilik -yüksek müsadelerinizle-
bu kadarmış gibi davranacağım.
hayatımda bu denli uzun süredir beklediğim tek bir şey var o da -yaşımın bir getirisi aslında- diablo III. sağolsun blizzard'taki taşşakları yedi kilo çeken abilerimiz beta testi için davetiye yollarken beni es geçtikleri gibi, oyunun çıkış tarihinin de ertelendiğini açıkladılar.
ayrıca da parasızlığım haddini aşmak üzere. aldığım nefesi verirken bile iki sefer düşünüyorum.
ayrıca incir reçeli diye film yapmışlar. ne güzel film olmuş o öyle. ama hiv pozitif olan bir abla otobüs duraklarını yalamamalı mesela ya da o kadar çok içmemeli. tamam, tedaviyi reddetmesini anlarım da insanda da azıcık memnuniyet olur. ayrıca eklemeden geçemeyeceğim, hiv pozitif olan hatun değil de adam olsaydı böyle bir film olmazdı. hatun arkasını döner çeker giderdi.
söyleyeceklerim bu kadar değil,
fakat şimdilik -yüksek müsadelerinizle-
bu kadarmış gibi davranacağım.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)